Uzay

"Fesubhanallah, sema gıcırdıyor, secde edilmedik bir karış yer yok semada."

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)

Hepimiz iç içe yaşıyoruz. O kadar sıkı fıkıyız ki hani bu sıkışıklıkta; "of aman, öte git azıcık, nefes alamıyorum" dercesine... Hani tıka basa doldurulmuş zeytinyağlı dolma içi gibiyiz topluca tüm evren, hatta evrenler... ve evren içre tüm oluşumlar... Bir damlacık yer yok kımıldayacak... Yerimiz bol sanıyoruz ama iş göründüğü gibi değil...

Beş duyu ile gözlemlediğimiz evrende her ne varsa; bir bilinci, bir ruhu, bir de bedeni vardır. Ancak gerek bilinç, gerek ruh, gerek bedeni itibarıyla birbirinden bağımsız hiç bir yapı yoktur. Her boyutun kendi içinde yatay olarak bağımsız yapılar mevcut olmadığı gibi, dikey olarak; bilinç, ruh ve beden boyutları da birbirinden bağımsız değildir. Çok boyutlu bir iç içelik söz konusudur. Mesela eğer siz evren dediğimiz yapıdaki diğer bedenlerden bağımsız bir bedeniniz olduğunu düşünüyorsanız bu sadece bedenlerin yapısı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığınız içindir. 

Tıpkı bizlerin maddi bedenleri olduğu gibi, uzaya serpilmiş maddi yapılı bir bedene sahip yıldızlar olduğunu da düşünüyoruz, değil mi? 

Peki bu yıldızlarla bizim aramızda ve yıldızlarla diğer yıldızlar arasında ne var? Boşluk... Nedir bu boşluk? 

UZAY...

Beş duyuya göre makro kozmosdaki maddi yapıları meydana getiren mikro kozmosda bilinen en basit madde yapı taşını, yani atomu düşünelim. Bir basit atomu mercek altına yatıralım ve inceleyelim. Bir çekirdek ve etrafında dönen bir elektron ve arada ne var? Boşluk... Nedir bu boşluk?

UZAY...

Peki bir araya gelip çeşitli bağlar oluşturarak çok çeşitli maddi yapıyı oluşturan atom grupları arasında ne var? Boşluk... Nedir bu boşluk?

UZAY...

Maddenin yoğunluğuna göre bağ oluşturan bu atomlar arasındaki boşluk artar veya azalır. Mesela bu bağlar gevşekse yumuşak, sıkıysa sert maddeler oluşur, beş duyu verilerine göre... Ama sıkı ama gevşek, aralarında ise mutlaka bir boşluk söz konusu... Hal böyle olunca sizin bedeninizi oluşturan her bir atomun çekirdeği ile elektronları arasında boşluk var. Hatta bedeninizi oluşturan tüm atomların kendi aralarında da boşluk var. Atomların tek tek içinde var olan bu boşluklarla, her atomun diğer atomlarla aralarındaki boşluk bağlantılıdır. Kesin çerçevesi ya da sınırları yoktur. Kısaca bedeniniz bir sünger gibidir... Peki bedeniniz için durum böyle de doğada var olan canlı cansız diye bildiğimiz diğer şeyler için durum farklı mı? Ya üzerinde yaşadığınız dünya için durum nasıl? Güneş sistemi ve diğer gezegenler için ve aralarında var olan boşluk için? Diğer yıldızlar ve hatta galaksiler için nasıl durum? Hepsi de sünger gibi yapılar (beş duyu algılamasına göre konuşuyoruz)... Hem atomların içlerinde hem de bağ oluşturan atomların kendi aralarında boşluklar var.. Bunun gibi tüm yıldızlar ve diğer birim yapılar arasında da boşluklar var, sınırları olmaksızın... Yani her biri geçirgen olan yapılar...  Tüm evren sünger gibi... Boşluklar itibarıyla hepsi birbiriyle bağlantıda... Peki aralarındaki bu ortak boşluk neydi?

UZAY...

Uzay hepimizin içinde ve dışında... İçimiz dışımız uzay...

Şimdi uzayı kendi anlayışımla tanımlamaya çalışacağım. 

Beş duyu ile algıladığımız frekansların dışında kalanlara göresel gayb diyoruz... Göresel gayb hükmünde kalan algılayamadıklarımızı da düşünecek olursak boşluk (uzay) diye bir şey var mı acaba? Bize göre beş duyu algılaması dışında kalan her şeye boşluk deyip geçmişiz. Sonra da bir isim koymuşuz o boşluğa... Nedir o isim?

UZAY...

Uzay bize göre göresel gayb hükmünde kalan bir sonsuzluk deryasını kapsar. Eğer yeterli algılama araçlarına sahip olsaydık anlardık ki evren sonsuz zenginlikte kozmik bir çarşı gibidir. Yok yoktur o deryada... Çünkü evren Allah esmasının kuvveden fiile çıktığı bir sahnedir. Esmanın sonsuzluğunu düşünecek olursak, evren için oluşumlara da bir son düşünemeyiz. Sonsuzluk itibarıyla tüm bu oluşumların da bir algılayanı vardır, biz o yapıları algılayamıyor olsak da... 

İşte bu açıdan yani hepsini kapsayan bir açıdan bakarsak uzay diye bir boşluk olamaz. Ama evrende kesitsel algılama aracına sahip her varlık için başka bir uzay vardır, diyebiliriz. Yani her algılayana göre başka başka gayblar (uzaylar) vardır. Şu an bizim için gayb olanlara göre de bizler gayb hükmündeyiz... Bu gayb göresel gaybtır; mutlak gayb ise Allah'ın Zatı'dır. Kısaca; uzay denilen şey, kesitsel algılama yapan her varlık için gayb hükmünde kalan şeylerdir aslında... Yani bana göre uzay tanımı bu...

Öyle bir bütünsellikten söz ediyoruz ki çok boyutlu... Maddi algılanan beden itibarıyla iş böyle sınırsız sonsuz ve kesinlikle birbirinden bağımsız değil de, ruh itibarıyla durum farklı mı ya? 

Ruh bir şeyin hayatiyetidir. Maddi yapı olarak birbirinden bağımsız olmayan yapılar hayatiyeti yani ruhu itibarıyla bağımsız olabilir mi? Ya bilinci? Bilinci itibarıyla birbirinden bağımsız olabilir mi? 

Bilinç, ruh ve beden de birbirinden farklı ve ayrı değildir aslında... Mesela bana bilinç ve ruhunu bedeninden ayır da göster desem, bunu başarabilir misin? Onlar da iç içedir... Kısaca evrene hangi boyutu itibarıyla bakarsak bakalım boşluk diye bir şey söz konusu değil gerçekte... Boşluk algılayana göre mevcuttur. Gerçekte ise boşluk diye bir şey yok... Yani ister yatay eksende bakın evrene (her boyutun kendi içinde olmak üzere ve beş duyudan bağımsız), isterse dikey yani boyutsal olarak (ruh ve bilinç olarak derinlemesine) bakın, boşluk diye bir şey söz konusu olamaz... Sufi diliyle efal alemi diye bilinen evrende her algılayana göre gayb hükmünde kalan potansiyel bir sonsuzluk söz konusudur ve gerçekte ise bir zerre boşluk yoktur evrende...

Böyle olunca tabi ki sıkış tepiş yaşıyoruz diyebiliriz... Öyle samimiyiz ki, mevcut tüm birimler aralarında sen ben diye bir ayrımı her an kaybedebilir bu sıkışıklıkta ve bütünsellikte... Eğer fark ederlerse!..

Evet... Şimdi bu konuya başka bir açıdan daha göz atalım... 

Beş duyuya göre Evren dediğimiz maddi yapı aslında tek bir bedendir. Tıpkı bizim bedenimiz gibi sistemli çalışan bir bedeni vardır. Galaksiler sanki bu bedenin organları, yıldız sistemleri bu organların hücreleri, yıldızlar ise hücre çekirdeği ve çevrelerindeki gezegenler de bu hücrelerin içindeki yaşamsal faaliyetleri düzenleyen değişik oluşumlar gibidir. Gezegenler üzerindeki birim yapıları da bu örneğin devamı olarak siz düşünün... Holografik esasa sadık kalarak... 

Hücre demişken hemen bir kısa bilgiyi de dipnot olarak yazalım. Aslında tüm hücreler tek bir sperm hücresinden meydana geliyor. Spermin yumurta hücresini dölleme olayından sonra bölünmeye başlayan hücreler başlangıçta tümü de aynı özellikleri taşıyor. Henüz tıp ilminin de içinden çıkamadığı konu ise, bu hücrelerin bir şekilde, sanki kaynağı belirsiz bir yerden komut almışlarcasına gruplaşıp farklı görevleri üstlenmeleri ve çeşitli organları ve uzuvları meydana getirmeleri... Neleri oluşturacakları genetik olarak belli de hangisi hangi görevi üstlenecek ve aralarından görev dağılımına kim karar veriyor, burası pek net değil... Bundan sonra özel görevler edinerek farklı özellikler ortaya koysalar bile temel özellikler bakımından tüm hücreler aynıdır. Evreni bir beden olarak düşünün ve Galaksileri de böyle düşünün... Birbirlerine yakınlaşmış galaksiler evren bedeninde organlar gibidir. Evren bedeninde galaksi gruplarının belli bir görevi vardır... Tıpkı değişik organlar gibi... Ama temel özellikler bakımından hepsi de aynıdır... Bunun üzerinde detaylı düşünebilirsiniz.. Biz sadece düşünce dünyanıza yeni bir ufuk açmaya çalışıyoruz. 

Yeryüzündeki insan beyni, oluşturduğu bilinci itibarıyla kozmik bilincin (evren bilinci) temsilcisidir. Bu beyni taşıyan bedenin tamamına bakarak evrenin yapısını çözdüğümüze göre, insan çok boyutlu olarak evrene aynadır, diyebiliriz. 

Evrenin holografik yapısını göz önünde bulundurursak en küçük parça bütünün bilgisini içerir. Bu sebeple hücre gibi tasvir ettiğimiz yıldız sistemleri de evrenin tamamının bilgisini içerir aslında... Bu anlamda insan bedenindeki hücre de aynısıyla evrenin tüm bilgisini içerir... Makro kozmos ve insan bedeni itibarıyla durum böyleyken, mikro kozmos yani atom veya atom altı boyut itibarıyla da böyledir. En küçük yapı bütünün bilgisini içerir. Yukarıda söylediğimiz gibi evrendeki her yapı delikli sünger gibi göresel uzayı içinde ve dışında barındırdığına göre zaten bu bütünsellik ve girift yapı içinde bilginin de iç içe olması olağan bir durumdur. 

Beş duyu ile algılanan beden yani maddi boyut itibarıyla durum böyle de ruh itibarıyla farklı mı? Aynı girift yapı ruh boyutu itibarıyla da söz konusudur. Örneğin evrenin bir Ana Ruhu olduğu gibi, galaksilerin de bir ruhu vardır ama bu ana ruhtan ayrı değildir, iç içedir. Yani galaksi ruhları Ana Ruhun yani Ruh-u Âzam'ın yapısına dahildir. Tıpkı bunun gibi yıldız sistemlerinin, yıldızın kendinin ve her gezegenin ve gezegenler üzerinde yaşayan birimlerin de ruhları vardır. Ama her bir ruh bir üst ruh yapıya dahildir. Böylece genişleyen halkalar biçimindedir ruh yapı da... Bilinç boyutu itibarıyla da konu aynıdır. Galaktik bilinçli varlıklar kozmik bilincin yapısına dahildir. Yıldız sistemlerinin bilinçli yapıları da galaktik bilincin yapısında yer alır, iç içe olmak üzere... Mesela Güneş sistemi bir tek bilinçtir ve Samanyolu galaktik bilinci içinde, bu bilince dahil olarak yer alır. Güneş ve gezegenler ise yine ayrı ayrı tek bilince sahip olmalarına rağmen aslında Güneş sistemi bilinci içinde yer alırlar. Yani O bilice dahildirler ve gerçekte O bilinç içinde müstakil bir varlıkları yoktur. Yani O tek bilince göre hiç bir yapının, bilinç olarak (veya ruh ve beden olarak) müstakil bir varlığı söz konusu değildir. Galaktik bilinç için de yıldız bilinçleri yok hükmündedir. kozmik bilince göre ise hiç biri yoktur. Tüm evrendeki bilinçli birimler kendi bilinç yapısına dahildir, kendidir, O'na göre... Rasulullah (s.a.v)'in ve ehlinin bahsini ettiği insandan haberi olmayan devasa varlıklar (melekler), bunlar olsa gerek... Mesela Alûn melekleri denen ve bana göre galaktik bilinçli varlıkların insandan tabi ki haberi olmaz. Bırakın insanı Güneş sistemi O'nun varlığında yok hükmündedir. Tıpkı senin bedenindeki hücrelerinin farkında olmaman gibi... Ki o devasa varlıklar için insan hücre hükmünde bile değildir.

Dünyaya gelelim şimdi de... Dünya da tümüyle tek bir bilinçtir gerçekte... İçindeki her yapının bilinçlerini kendi yapısında bulunduran tek bir bilinç... Yalnız burada bir açıklama yapalım. Dünya ve diğer tüm yapılardaki bilinç kendi içinde ikiye ayrılır. Doğal tabii bilinç ve yüksek bilinç (süptil bilinç) olarak... Doğal tabii bilinç yoğunlaşarak bedenleri oluşturan bir bilinç yapıdır ve dişidir. Yüksek bilinç (süptil bilinç) ise gözlemleyerek bilinci tekamül ettiren, genişleten ve bedeni, yani doğal tabii bilinci de bunun için kullanan bilinçtir ki bu da eril bir yapıdır. 

Yani doğal tabii bilinç dişi, yüksek bilinç eril yani erkektir.  Doğal tabii bilinçteki hayatiyete (enerjiye) aura da deniyor... Yüksek bilinçteki hayatiyete de ruh deniyor. Yani benim anlayışımla tanımlamalar bunlar... Bu açıdan da tüm boyutlar birbirleriyle bağlıdır. İşte böyle çok boyutlu iç içe yapılar içeren bir evrende yaşıyoruz ve hepimiz birbirimize bağlıyız, aramızda boşluk olmaksızın... 

Bu sıkı ve ayrımsız bağdan ötürü iletişime de geçebiliriz diğer yapılarla... Holografik esasa göre sizin bedeniniz de bir evren kopyası ya da aynasıdır. Bu anlamda bakacak olursanız siz, beyninizle bu evrenin yani bedeninizin efendisi gibisiniz. Eğer beden bilinci (yani doğal tabii bilinç) sizi yönetmiyorsa tabi ki(!)... Yüksek bilinç denilen, gözlem ve muhakeme yapan, tekamül edip genişleyen bilinç ise bedeni yani doğal tabii bilinci yöneten bilinçtir. Yani yüksek bilinç doğal tabii bilinci kontrol eder ve dilediği doğrultuda kullanır. Yüksek bilinç doğal tabii bilinç üzerinde bir oluşumdur, onun efendisi gibidir bir anlamda... Bunu şöyle açalım: 

Madem gerçekte ehlinin söylediği gibi "malum ilme tabidir"  ve kozmik bilinç Allah ismiyle işaret edilenin ilim sıfatının evrendeki zuhurudur. O zaman her şey kozmik bilince bağlıdır, ki O evrenin efendisidir, yöneticisidir, denilebilir. Beyin de kozmik bilinci temsilen bir halife gibidir bedende... Bu açıdan konuya yaklaşırsak, beyin de bedenin efendisidir, yöneticisidir, diyebiliriz. Beyniyle bedenine tasarruf eden holografik yasaya göre kozmik bilinçle evrenin maddi yapısına tasarruf etmiş gibidir, sanki(!).. Veya diğer boyutları da kendi üç boyutlu varlığınızda hayal edin... Hologram gerçeğini ve bilincin her şeye çok boyutlu olarak hükmettiğini de göz önüne alarak... Bazı yüksek şuurlu birimler madde üzerindeki tasarrufu da bu yolla yaparlar. Hatta holografik esasa göre ruh ve bilinçler üzerinde tasarruf da bu benzeri şekilde yapılır. Uzakta değil kendi varlığında tasarrufu uygular. Holografik olarak o şey aynıyla tüm evrenin bilgisinde olur.

Mesela hayali bir deneme yapalım sizlerle... Gözlerinizi kapayın ve bedeninizi büyütün, genişletin... ve dünyanın bedeniyle bütünleşin ve dünyanın maddi yapısını sizin bedeniniz gibi hayal etmeye ve hissetmeye çalışın. Bilincinizi her şeyden soyutlayıp saf olarak buna odaklamaya çalışın. Bunu başarırsanız, o an dünyanın bedeni aynıyla sizinki gibi olacaktır. Beden ve ruh gerçekte birbirine bağlı iç içe olduğu için dünyanın ruhu da sizin ruhunuz olacaktır... Tabi ki bilinci de... Beden bilinciniz (doğal tabii bilinç) de dünyanınkiyle aynı ve yüksek bilinciniz de yine onunkiyle aynı olacak... O an bir olduğunuz O bilinç hemen sizin karşınıza dikilecek, selam verip size kim olduğunuzu soracak... Büyük ihtimal siz onu kendiniz gibi bedenli bir insan şeklinde göreceksiniz. Çünkü önceki veri tabanınızda bilinçli, muhakeme yapan ve düşünen varlıkların görüntüsü insan şeklindeydi ve bu konudaki veri tabanınız nasıl bir bilgi içeriyorsa bilinciniz algıladığınız bu bilinçli varlığa da bu bilgiye göre şekil verecek... Yani sanki O bir insan suretinde olabilir, gördüğünüzde... O varlık görüntüsü itibarıyla gerçekte öyle olduğu için değil sizin bilinciniz onu öyle gördüğü için insan suretindedir. Selam sabah faslını bitirdiğinizde Onda doğal tabii bilinç ve yüksek bilinç yönüyle mevcut tüm bilgileri öğreneceksiniz. Veri tabanınıza katacaksınız... 

Sonra yolculuğa genişleyerek devam edin... Bu sefer kendinizi Güneş sisteminin bedenine genişletin. Bedeninizin Güneş sistemi olduğunu hayal edin... O'nunla da birlik halinde hoş sohbet ettikten ve O'ndaki bilgileri veri tabanınıza kattıktan sonra galaktik bedene doğru yolculuğunuza devam edin... vs.. vs... Kurallar hep aynı... En son aşamada evren bilincine (kozmik bilinç) kadar çıkmak söz konusu olabilir... Nereye kadar çıkabilirseniz o kadar bilgi ve deneyimi veri tabanına katmış olursunuz.

@ngelic
25 Şubat 2002

© Sessiz Sözler / Ekim 2004 

Ana Sayfa Yazdır Başa Dön